Havacılık faaliyetlerinde bir taşıyıcı ile yolcu arasındaki ilişki, biletin satın alınmasıyla (veya özel uçuşlarda uçağa kabulle) başlayan resmi bir "Taşıma Sözleşmesi"ne dayanır. Hava Taşıtları Yolcu Sorumluluk Sigortası (Passenger Legal Liability), bu sözleşmenin en önemli güvencesidir. Birçok kişi bu sigortanın sadece uçak kazalarını kapsadığını düşünse de, aslında teminatın kapsamı çok daha geniştir. Uluslararası havacılık hukukuna göre sorumluluk, yolcunun uçağa adım atmak üzere apron veya körükten geçiş yaptığı "Biniş" (Embarkation) sürecinden başlar, uçuş boyunca devam eder ve yolcunun varış noktasında uçağı terk edip terminale girdiği "İniş" (Disembarkation) sürecine kadar kesintisiz sürer. Bu süreçte meydana gelebilecek türbülans kaynaklı yaralanmalar, baş üstü dolabından düşen bir çantanın yolcuya zarar vermesi veya merdivenlerden kayıp düşme gibi operasyonel kazalar da havayolu şirketinin veya işletmecinin sorumluluğundadır ve sigorta tarafından karşılanır.
Montreal Konvansiyonu ve "Kusursuz Sorumluluk" İlkesi
Yolcu sorumluluk sigortalarının temelini 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu oluşturur. Bu uluslararası anlaşma, havayolu taşımacılığında yolcu haklarını ve taşıyıcının sorumluluklarını standart hale getirmiştir. Konvansiyonun getirdiği en önemli kavram "İki Aşamalı Sorumluluk" sistemidir. Birinci aşamada, belirli bir limite kadar (güncel olarak yaklaşık 128.821 SDR) taşıyıcı "Kusursuz Sorumlu" (Strict Liability) kabul edilir. Yani kaza havayolunun hatası olmasa bile, taşıyıcı bu tutara kadar olan zararı tazmin etmek zorundadır; "benim suçum yok" diyerek ödemeden kaçınamaz. Eğer zarar bu limiti aşıyorsa, ikinci aşamaya geçilir ve taşıyıcı ancak kusursuz olduğunu (ihmali olmadığını) ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir. Sigorta poliçeleri, bu karmaşık hukuki yapıyı yönetmek ve SDR (Özel Çekme Hakkı) üzerinden belirlenen bu yüksek tazminatları karşılamak üzere dizayn edilir.
Bagaj Kaybı, Hasarı ve Gecikmesi
Yolcu sorumluluğu sadece bedeni hasarlarla sınırlı değildir; yolcunun beraberinde getirdiği "Kayıtlı Bagaj" (Checked Baggage) ve yanına aldığı "El Bagajı" (Carry-on) da sigorta kapsamındadır. Havacılık kurallarına göre, check-in sırasında teslim edilen bagajın başına gelen her türlü hasar, kaybolma veya geç teslim edilme durumunda taşıyıcı sorumludur. Sigorta poliçesi, bagajın kilogramı başına veya parça başına belirlenen uluslararası limitler dahilinde maddi tazminat ödemesi yapar. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: El bagajlarında sorumluluk, genellikle zararın taşıyıcının veya personelinin hatasından kaynaklandığının ispatlanmasına bağlıdır. Değerli eşyaların, elektronik cihazların veya ticari evrakların bagajda taşınması sırasındaki riskler, standart sorumluluk limitlerini aşabileceği için, havayolu şirketleri genellikle "Değer Deklarasyonu" yapılmayan eşyalar için sınırlı ödeme yapar.
Özel Havacılık ve "Misafir Yolcu" Kavramı
Sorumluluk sigortası sadece bilet satarak ticari taşımacılık yapan havayolları için değil; özel jet sahipleri, hava taksi işletmeleri ve hobi amaçlı uçuş yapan genel havacılık uçakları için de hayati öneme sahiptir. Özel bir jette ailenizi, arkadaşlarınızı veya iş ortaklarınızı taşıyor olmanız, hukuki sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz. Hukuk karşısında uçağa binen herkes (mürettebat hariç) "Yolcu" statüsündedir ve olası bir kazada, en yakın arkadaşınızın veya akrabanızın yasal mirasçıları size karşı tazminat davası açabilir. Bu nedenle, ticari olmayan uçuşlarda dahi "Yolcu Mali Mesuliyet Sigortası" yaptırılması, hem yasal bir zorunluluk hem de kişisel mal varlığınızı korumanın tek yoludur.
Manevi Tazminat ve Yargı Yetkisi (Jurisdiction)
Bir uçak kazası sonucunda oluşan travma, sadece fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmayabilir. Yolcuların veya vefat durumunda yakınlarının talep edeceği "Manevi Tazminat" (Pain and Suffering) ve "Destekten Yoksun Kalma" tazminatları, genellikle maddi hasarlardan çok daha yüksek tutarlara ulaşır. Sigorta poliçelerinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta "Yargı Yetkisi" maddesidir. Eğer uçuşlarınız ABD veya Kanada gibi tazminat hukukunun çok yüksek bedeller hükmettiği ülkelere yapılıyorsa, poliçenizin coğrafi kapsamının ve yargı yetkisinin bu bölgeleri kapsadığından emin olmalısınız. Standart bir poliçe, ABD mahkemelerinde açılacak milyon dolarlık bir manevi tazminat davasını karşılamayabilir. Bu yüzden sigorta limiti belirlenirken sadece yerel mevzuat değil, yolcu profilinin ve uçulan rotaların hukuki risk haritası da dikkate alınmalıdır.